TheIstanbuler

Manici Kasrı Restaurant

Bu aralar gündem Kaz Dağları! Böyle bir coğrafyada yaşarken bizleri doğaya aç bırakan zihniyete yazıklar olsun. Yeşilin zenginliğine değil rantın zenginliğine kendini adamışları çok utandırıcı buluyorum. Evet bu sayfanın amacı bu değil ama Kaz Dağları’ndaki bir mekandan bahsedecekken şu iki cümleyi kurmadan edemedim. Doğamızı mahvetmezler de gitme şansımız olmaya devam ederse diye size efsane lezzetler sunan Manici Kasrı’nın restaurant’ını tavsiye etmek isterim.

Evet otel çok otantik, çok ihtişamlı ama bir o kadar da mütevazi; ben buradayım diye bağırmıyor. Odaları, suitleri, villaları, dekorasyonu ve bahçe düzenlemesiyle gerçekten keyifli bir yer. Maliyetine değer değmez orası herkesin bütçesine kalmış ama otelde konaklamıyorsanız bile restaurant’ını deneyebilirsiniz.

Kazdağlarının eteklerinde Yeşilyurt Köyü’nün denize bakan yamacına kurulu otelin yaz ayları için bahçesinde, kış ayları için ise içeride hizmet veren restaurantında her gün hem şefin özel menüsü hem de a la carte menü ile servis veriyorlar. Sayılı çıkardıklarından özel menü için mutlaka rezervasyon gerekiyor. Çok da büyük bir restaurant olmadığı için aslında her durumda rezervasyonla gitmekte fayda var. Atmosfer zaten o kadar tatmin edici ki özel bir dekorasyona ihtiyaçları yok. Ama zaten otelin geneli zevkle döşendiği için restaurant özel günler, tatil günleri vs. her amaca uygun bir ambiyans sağlıyor.

Gelelim neler yedik kısmına? Ben spesifik şeyleri (şeker vs gibi) tüketmediğim için baştan belirlenmiş menüleri genelde tercih etmiyorum. Kabasakal da methini duyduğu kuzu tandırı denemek istediği için günün özel menüsüne rezervasyon yaptırmadık. Ama mezeler iki listede de benzer olduğu için gözümüze kestirdiğimiz Enginar Carpaccio ve Portakallı Deniz Börülcesini affetmedik. İkisi de alışılmışın dışında lezzetlerle hazırlanmış ve sunulmuştu. Niyeyse mücver deyince hep kabak aklıma geldiğinden Fırın Mücvere önce çok anlam veremedim ve sonradan kendimi şartladığımı, tadı kabağa benzemese de farklı bir lezzet olduğuna ikna oldum.

Bir dakika bir dakika ağzımızın suyunu akıtan ekşi mayalı ekmek ve zeytinyağından henüz bahsetmedim mi? Daha iyi nasıl bir başlangıç olurdu bilemiyorum! Her ne kadar ekmeğin bana düşen kısmının da bir kısmını bizim bücürük süs havuzundaki balıklara yar ettiyse, aklım kaldıysa da canı sağolsun😊

Bol oksijen zaten iştah açar derler, açılmışken değecek yemeklerle karşılık vermek için MSA’lı şef Tufan Özen’in hazırladıklarını Manici Kasrı’nda deneyin. Üstelik tüm malzemeler Ayvacık Bölgesi’nde kendilerinin kurduğu Manici Çiftlik’ten ya da aynı özenle yetiştiren diğer tedarikçilerden temin ediliyormuş.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on August 2, 2019 by in Seyahat/Gezi, Yeme/İçme, Yurtiçi, İstanbul Dışı and tagged , , , , , , , , , .

Navigation

Enter your email address to follow this blog and receive notifications of new posts by email.

%d bloggers like this: