TheIstanbuler

Ucundan Highway 1 Rotası

Arayı açtım! Şöyle bir dönüp baktım da, blog hepten gezi sitesine dönmeye başlamış. Naparsınız bebekten sonra daha az yeme içmeye çıktığımız, çıksak da bildiğimiz yerleri tercih ettiğimiz bir gerçek. Ama gezmekten çok şükür alıkoymamışız kendimizi. Hemde 14 saatlik uçuşu bebekle yapma pahasına:)

Aylar öncesinden içimize kurt düştü, yapar mıyız yaparız derken planlamaya başladık. Arada üşendik ama bizim bücür iki yaşına gelince ona da uçak bileti almak gerekecek diye tekrar gaza geldik; sonra yol kapalı haberleri seyahatimizin asıl amacını da baltalayınca konudan hepten uzaklaştık ama işte fikir kanımıza bir kere girmişti. Düştük Batı Yakası Amerika maceramız için yollara…

Plan Los Angeles’a gidip Highway 1’dan ilerleyip San Francisco’dan dönmekle gerçekleşecekti ki, kıtaya ayak bastığımız gün açılması planlanan yol bakımının Kasım ayına kadar süreceği açıklandı. Yıldık mı yılmadık.. İyiki de yılmamışız. “Dinç the Kuma” mın efsane tavsiyeleriyle Big Sur rotasını tam yapamasak da efsane kasabaları ziyaret etmiş olduk. Belki de yol açık olsaydı bebekle bu deneyimi yaşamak bizi fazla zorlayacaktı. Boşuna dememişler, her işte hayır varJ

Los Angeles’ta geçirdiğimiz günler belki ayrı bir yazı konusu olur. Benim değinmek istediklerim güzergah boyunca konaklayabileceğiniz, vakit geçirebileceğiniz o tontiş kasabalar.

İlk durağımız Santa Barbara. Deniz tarafından State Street’e girdiğinizde “önce bu muymuş” dedirtebilen ama içerilere doğru ilerledikçe “ayyy çok tatlııııı” ifadesine dönüşen ve LA’e sadece 100 mil mesafedeki kasabada öğle yemeği için durma fırsatı bulduk. “Birleşik Amerika Rivierası” takma adına sahip bu tatil kasabasında cadde üzerinde bir restaurant’a oturup gelen geçeni izlemek keyifli vakit geçirmenize fırsat tanıyacak. Biz biraz daha sakin olan La Arcadia pasajının içindeki restaurantlardan birini tercih ettik. Sonra caddede biraz yürüyüş ve hızlı bir alışveriş turu yapmadan yola çıkmadık tabi.

santabarbara2

Sonraki durağımız San Luis Obispo. Santa Barbara’dan bir 100 mil daha ilerlediğinizde nispeten daha büyük olan bu kasabaya varıyorsunuz. Yemek, alışveriş için daha fazla alternatifi bulabilirsiniz. Tek farkı sahil kasabası olmaması.

İşte tam  da bu noktada başlayan Big Sur/Highway 1’ın çoook ileride bir noktasında yol bakım çalışması olduğu için biz Monterey’e içerilerden ulaşmak durumunda kaldık. Oysa tatilimizin amaçlarından biri de bu rotaydı. Alternatifi bakım çalışmasının olduğu yere kadar geri dönmek olabilecekken 14 aylık bebekle o kadarına gerek yok diye düşünüp geceyi Monterey’de geçirmeye karar verdik.

Monterey ve Carmel sırt sırta vermiş efsane iki kasaba. Monterey’de eski sardalye konserve fabrikasının bulunduğu deniz kenarındaki Cannery Row günümüzün lüks otel ve restaurantları ile çekim merkezi haline gelen caddesi olmuş. Arabayi burada park edip clam chowder (midye corbasi) yemek üzere Chart House’da mola verebilirsiniz.

monterey

Monterey’den Carmel’e 17 Mile Drive denen rotayı yaparak geçmeyen buralara geldim demesin. Ufak bir ücretle geçişi mümkün olan ve ultra zenginlerin malikanelerinin bulunduğu, golf oynadıkları bir nevi milli park arazisi.

Carmel ise Monterey’e göre daha zengin bir kasaba. Deniz kenarından içerilere uzanan ufak ufak sanat galerileriyle, pahalı butiklerle dolu bir merkez caddesi bulunuyor. Çevredeki gizli saklı sahil evleri yine zengin mimariyi yansıtıyor. Zaten sokaklarda da bol bol orta yaş üstü varlıklı oldukları her hallerinden belli çiftler dolanıyor. Çocuklu olmayanlara kesinlikle tavsiyem bu iki kasabadan birinde otel yerine okyanus kenarında bir villada konaklamaları.

carmel

San Francisco’ya kadar son iki durağımızdan bir tanesi Santa Cruz oldu. Artık büyük bir şehire yaklaştığımızın yavaş yavaş sinyallerini burada almaya başladık. Diğer kasabalara istinaden kalabalık, trafik yoğunlaşmıştı. Buranın eğlence odağı Broadwalk denen deniz kenarındaki büyük park. Havuzlar, oyun alanları, mini golf, casino ve restaurantları kapsayan bu devasa park. Neyse ki bizim gittiğimiz gün kapalıydı. Böylece bebekle gidip tadını çıkaramayacağımız bir aktiviteyi elimizde olmayan sebeplerle tamamlayamamış olduk. Gerçi onca şirin sahil kasabası ortamından sonra bu yapı çok da cezbedici görünmüyordu.

Ve Halfmoon Bay. Bu rotaya yakışır güzel bir final ancak burada yaşanırdı. Her ne kadar biz SF’e kadar burası yerine Palo Alto’da Stanford ve ofis merkezlerimizi ziyaret etsek de bir kaç gün sonra SF/Napa turumuzu bitirip uçağa binmeden önceki yarım günümüzü Halfmoon Bay’e ayırabildik. Vaktiniz varsa herhangi bir plajın otoparkına arabanızı bırakıp sahilde rüzgara eşlik ederek yürüyüş yapabilir, Pasifik dalgalarını izleyebilirsiniz.

halfomoonbay (1)

Biz bu aktiviteyi Ritz Carlton otelinin çevresinde dolanarak gerçekleştirdik. Otel, özellikle bahçesinde kahve ya da belki bir öğle yemeği için hatta zaman ve imkanınız varsa konaklamak için sizi film karelerindeki sahnelerden birinde hissettirecek.

halfomoonbay (2)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Enter your email address to follow this blog and receive notifications of new posts by email.

%d bloggers like this: